1 Kasım 2016 Salı
22 Ekim 2016 Cumartesi
Erken Doğum Sebepleri
Erken doğum; doğum
eyleminin 36. hamilelik haftası tamamlanmadan önce başlamasıdır.Bebek
36.haftadan önce doğarsa preterm (zamanından önce) doğum veya erken doğum denir.
Zamanından önce doğan bebek ise prematüre (olgunlaşmamış) bebek denir. Erken
doğan prematüre bebeklerde gelişim tamamlanmamış olması sebebiyle dünyaya
gözlerini pek çok sorunla açar.
En büyük sorun,
bebeğin akciğer gelişiminin yetersizliğinden kaynaklanan solunuma dair
problemlerdir. Erken doğumun en kötü yanı bebek ölüm riskini artırmasıdır.
Peki Neler Erken
Doğuma Sebep Olur?
Erken doğumların çoğu kez
bir nedeni bulunamıyor. Erken doğuma yol açan nedenlerin şunlardır:
Enfeksiyonlar: En sık karşımıza çıkan nedendir. Anne adayında ki üriner sistem
enfeksiyonları ciddi bir risk faktörü oluşturuyor. Anne adayı rutin hamilelik
takiplerinde, idrar testlerinin sık sık tekrarlamalı ve varsa duruma göre
enfeksiyon tedavisine başlanmalıdır.
Vaginal enfeksiyonlar: Vajinal enfeksiyonlar amniyon zarının hasar görmesine ve buna bağlı olarak su kesesinin açılmasına
(erken membran rüptürü) sebep olarak erken doğumu başlatan bir nedendir.
Çoğul hamilelik: ikiz, üçüz gibi çoğul gebelikler erken doğum sebebidir. Uterus yani
rahim fazla gerileceği için kasılmaların başlamasına ve erken doğumun
başlamasına sebep olmaktadır.
Polihidramniyos (bebeğin sıvısının normalden fazla olması) da erken
doğum sebebidir. Suyun normalden fazla
olması rahmin gerilmesine ve kasılmaların başlamasına neden olarak erken doğum
eylemini başlatıcı bir faktördür.
Plasenta previa (plasentanın doğum kanalını kapatması), ablatio plasenta (plasentanın erken ayrılması) gibi
durumlarda da doğum eylemi daha erken başlatan sebeblerdir.
Anne adayının sağlık durumu: Anne adayının anemik(kansızlık)
olması, kalp, böbrek, diabet hipertansiyon(yüksek tansiyon), troit gibi kronik
hastalıklarının olması, yetersiz beslenmesi, stresli ortamlarda çalışması, sosyoekonomik
seviyesinin düşük olması, hamilelik sürecinde yaşadığı ev ortamının hijyeni ve yine anne adayında alkol, sigara, ilaç
bağımlılığı gibi bağımlılıkların olması erken doğum sebepleri arasındadır.
Anne adayının yaşı: 16 yaşın altında veya 35 yaşın üzerinde doğum yapmak da
erken doğum sebebi olabilmektedir.
Rahim ağzı yetmezliği (Servikal
yetmezlik): Rahim ağzı gevşekliği doğumun erken başlamasına
neden olabilmektedir.
Önceki doğumu erken doğum yapmış
olmak: Genetik faktörler sebebiyle önceki doğumu erken
yapmış anne için bir sonraki doğumunda erken başlama riski vardır.
Miyomlar: Rahim
içindeki miyomlar erken doğum sebebi olabilmektedir.
Travmalar: Anne adayının özellikle karın
bölgesine aldığı darbeler , düşmesi erken doğuma neden olacak sebepler
arasındadır.
Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...
Dokunmayın Çocuklarımıza 2
0
yorum
Gönderen
Mine at 15:02:00
Etiketler: Anne, Bebek, Çocuk, Okul Dönemi, Oyun Dönemi, Yenidoğan
Etiketler: Anne, Bebek, Çocuk, Okul Dönemi, Oyun Dönemi, Yenidoğan
Çocuğumuzun istismara
maruz kaldığını nasıl anlayabiliriz?
Çocuğumuzda her zaman ki alışagelmiş
tepkilerden farklı tepkiler var ise ya
da içe kapanmış ise bir sorun olabileceğini düşünmeliyiz.Ancak tepkilerin
farklılaşması ve ya sosyal izolasyonun sebebi sadece istismar olmayabileceğini
de aklımızdan çıkarmamalıyız. Durum ne olursa olsun soğukkanlı olmalıyız. Panik
bir anne baba çocuğun o anki durumunu daha da içinden çıkılmaz bir hale getireceğini
bilmeliyiz.
İstismara uğramış çocukta bir
takım fiziksel ve psikolojik tepkiler ortaya çıkabilmektedir.
Bunlar:
- İçe kapanma,konuşmama ,yalnız kalma isteğinde ısrarcı olmaları
- İhtihar girişimleri
- Ani öfke patlamaları, bağırmalar, ağlamalar
- Anksiyete (kaygı durumu)
- Gece kabus görmeleri,
- Uyumama
- Yemek yememe
- Sürekli ağlama
- Kendisini değersiz hissetme durumu
- Ani çığlık atmalar
- Gece işemelerinin başlaması
- Makat bölgesinde genişlemeler, morarmalar
- Vajinal bölgede yırtıklar, morarmalar
- Ergenlik dönemindeki çocuklarda gebelik durumu
- Sosyal izolasyon da ısrarcı olmaları
- Korku durumunun belirginleşmesi
- Konuşma güçlüğü, kekemelik
- İstismara uğradığı kişiden korkma, onunla yalnız kalmaktan kaçınma
- Cildinde morluklar, çizikler gibi yaralar
- Vücudunda ısırık, tırnak izleri
- Sigara gibi yanıklar
- El ve ayak bileklerinde ip izleri
- Açıklanamayan kırıklar
Unutmamamız gereken şudur ki her
çocuk bu tepkileri vermeyebilir. Yaşının çok küçük olması istismarı anlamasına
algılamasına imkan vermeyebilir.
Bizim yapmamız gereken esas durum, bu
belirtileri izlemektense bir önceki makalemde belirttiğim gibi koruyucu tedbirler almaktır.Cinsel
konular evde tabu olmamalıdır. Çocuk bu konuda bizimle rahat konuşabilmeli ve her
koşulda kabul göreceğine dair şüphesi olmamalıdır.
Çocuklarımız
Cinsel İstismara Uğradığını Neden Bize Söyleyemez?
Hiç düşündünüz mü neden ?
- Utanma ve suçluluk duygusu
- Ailede kabul görmeyeceği endişeleri
- Tehditler (istismarcının çocuğun kendisini veya sevdiği kişilere zarar vereceğini söyleyerek tehdit etmesi)
- Anlattıklarına inanmayacakları düşüncesi
- Bazen de yaşları çok küçük olması yaşadıkları durumu anlatmalarına engel olabilmektedir.
- İstismar oyunlaştırılarak yapıldığında çocuk bunun istismar olduğunu anlamasına engel olabilir.
- Cinsel konuların evde konuşulmasının yasak olması
- Yaşadığı travma sebebiyle
İstismarlar neden saklanır?
Duruma şahit olan bazı yetişkinler bu durumda nereye
başvuracağını bilemez, susturalacaklarını, sorun yaşayacaklarını ve olayın daha
da büyüyeceğini ciddi yasal olaylara neden olacağı endişesiyle saklamaktadır.
Özellikle aile içi cinsel istismarlar gizli
kalmaktadır. Aile şereflerine leke düşeceğini, olayın çevrede duyulması ve
medyaya yansıması sebebinin utanç verici olması düşüncesi, yasaların
kendilerini yeteri kadar koruyamayacağı düşünceleri, istismarcıdan çekinme
nedenleriyle gizli kalmaktadır.
Oysaki hiçbir
travma cinsel istismara uğramış çocuğun bedenini ruhunu acıttığı kadar büyük
olamaz. Susmak duruma çare değil olaylara suç ortağı olmaktır.Toplumsal
sorunlara susmak en büyük hatalarımızdandır.
Ülkemizdeki aile ve toplum kültürü yaşayış tarzı
cinsel istismarları kolay kılmaktadır. Geniş ailelerde ve çok yakın
diyaloglarda çocuğun kendisini yakınlarına karşı çaresiz bırakmakta. Ekonomik
düzeyin düşük olması küçük evde aynı odada bir çok bireyin yaşaması, aile içi
şiddetin olduğu evlerde, kızların değersiz olduğu toplumlarda cinsel istismarın
varlığını göstermekte.
Bazen çocuk o kadar küçük yaşta cinsel istismara maruz
kalmakta ki bunu ergenlik döneminde anlayabilmekte ve çeşitli cinsel
problemlere sebep olmakta ve bazen ergenlik döneminde yaşanılan intihar
olaylarının altında yatan sebep çocuklukta yaşanan cinsel travmalar
olabilmektedir. İstismarlar aile için ne kadar travmatik ise toplum içinde aynı
derecede travmatiktir. Ruhsal travmanın tamiri çok zor olmaktadır hatta bazen
imkansız olabilmektedir.İstismara uğrayan ya bu ruhsal yara ile ömür boyu
savaşacak ya aynı yarayı başka bireylere bedenlere uygulayacak ya da ölümle
sonuçlanacaktır. Bu açıdan bakıldığında bir anlık yapılan hataların ömür boyu
süren bir travmaya neden olduğunu gösteriyor.
Ülkemizde çocuk istismarında tıp ve hukuk alanları başta olmak üzere basında ve siyasal alanlarda çeşitli
çalışmalar yapılmaktadır. Ancak ben bu konuları yeterli bulmamaktayım. Bireylerin
bilinçlendirilmesinde, farkındalık oluşturulmasında istismarın anlatımında
çözüm odaklı olurken istemeden, farkında olmadan cezp edici ya da uyandırıcı
bir hal almamasına dikkat etmeliyiz. Özellikle bu konuda basın çok dikkatli
davranmalı diye düşünüyorum.
Çocuk İstismarının Sebepleri
- Aile yapısı
- Üvey anne-baba
- Aile bireylerinde psikolojik sorunların olması
- Toplumdaki dini ve kültürel yapı
- Ailenin ve toplumun sosyoekonomik durumu
- Aile içi şiddet
- Çocuğun anne-baba, kardeşlerinden, akrabalarından birinden ve ya birkaçından şiddete maruz kalması
- Akran zorbalığı olması
- Özürlü olma durumu
- İstismarcının daha önce istismara maruz kalması
- Alkol madde bağımlılığı olan büyükler
- Kumar gibi olumsuz alışkanlıkları olan ebeveynler
- Eğitim seviyesi düşüklüğü
- Ailede boşanma, ayrılık ve ölüm sebebiyle tek ebeveyn olması
- Sosyal eşitsizlikler
- Okulda olumsuz örnek davranışlar
- Toplumda suç oranın artması
- Sosyal çatışmaların artması
- Toplumda bölünmeler
- Savaş
- Yasal eksiklikler
- Cezaların caydırıcı olmadaki yetersizliği
İstismarlara bu kadar çok sebep varken çocuklarımız
için birey ve toplum olarak, devlet olarak koruyucu tedbirler almalıyız.
İstismar sadece cinsel istismar olarak düşünmemeliyiz.
Fiziksel İstismar,
Cinsel İstismar,
Ekonomik İstismar
Duygusal İstismar,
Çocuk İhmalinin de istismar olduğunu unutmamalıyız.
İster basit sözel istismar ister ağır istismar olsun
SUÇ tur. Bu suç yasalar karşısında suç olmanın yanı sıra dinen ve vicdani boyutta da suç teşkil
etmektedir.
Çocuklardan İstismara Hakkında Bilgi Alınırken Dikkat Etmemiz Gereken Noktalar
- Anne babalar çok dikkatli olmalıdır.
- Olayın tazeliği ve etkisi nedeniyle hata yapmamalıyız.
- Bu konudaki uzmanlardan yardım alarak olayı çözmeliyiz.
- Çocuğun konuşması için ilk olarak
- Rahat bir ortam sağlanması gerek
- Konuşma içinde çocuğun yaşına uygun bir dil geliştirilmesi gerek
- Çocuk konuşmaya zorlanmamalıdır, sabırlı olunmalıdır.
- İletişime ket vurmamalı çocuğun konuşması kesilmemelidir.
- Uzmanlar bu konuda resim ve bebek kullanabilmektedirler.
Cinsel İstismara Uğramış Çocuğun
Yanında Yapılmaması Gerekenler
- Olay dramatize edilmemeli
- Olay kapatılmamalı
- Suçlama, yargılama, aşağılama yapılmamalı
- İstismarcı ile çocuk yüzleştirilmemeli
- Umursamazlık tavrı içine girilmemeli
- Çocuğa olayı unutması şeklinde beklenti içine girilmemesi gerektiği gibi gereksiz şekilde hatırlatıcı söz ve durumlar oluşturulmamalı
- Olayın sır olarak saklanmasının gerekli olmadığını yasal mercilere bildiriminin neden gerekli olduğu anlatılmalı
Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...
Dokunmayın Çocuklarımıza
0
yorum
Gönderen
Mine at 01:51:00
Etiketler: Anne, Bebek, Çocuk, Okul Dönemi, Oyun Dönemi, Yenidoğan
Etiketler: Anne, Bebek, Çocuk, Okul Dönemi, Oyun Dönemi, Yenidoğan
Daha önce yazmış olduğum
bir makalede Ani Bebek Ölüm Sendromu (Beşik Ölümü) (ABÖS - SİDS) Nedir? duygularımı ve
bilgilerimi kelimelere dökerken çok zorlanmıştım. O gün sanırım en zor makalemi
yazdığımı düşünüyordum. Sanırım yanılmışım ve yanılmayı hiç bu kadar
istememişken hemde...
Son günlerde bizi derinden etkileyen haberler; çocuk tacizleri...
Kelimeleri yazmak bu kadar zorsa, düşüncelerimiz ve empatimiz yarıda kesiliyorsa ve ruhumuz bu acıdan kaçıyorsa diyorum kendi kendime ya bunları yaşayanlar??? Kanım donuyor sanki, düşünemiyorum ...
Saçının teline zarar gelse dünyaları yaktığımız ; kıymetlilerimiz, masumlarımız, çocuklarımız, yarınlarımız onlar bizim.....Kimsenin hakkı yokken bir başkasının canını yakmaya nasıl kıyılıyor bunca masuma. Savaşın ortasında çocuk, katillerin ellerinde çocuk, tecavüzcünün, sapığın ellerinde çocuk..... Toplumsal bir sorun oldu çocuk. Oysa sorun biz yetişkinlerde. Çocuklar parkta oynamalı hatta sokaklar da ,uçurtmalar olmalı minik ellerde ve boyalar olmalı. Biz kirlettik bu dünyayı hem de en masum olanları...
Çocuk istismarı çocuğa bir yetişkin tarafından çocuğa fiziksel ya da psikolojik olarak kötü davranılmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şu şekilde tanımlar: "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir."
Fiziksel ve duygusal istismarlar,ihmaller, taciz, tecavüz, ensest ilişkiler çocuğun ruhsal dünyasında tamiri imkansız yaralar açmaktadır.
Bu istismar ve ihmal konusunda birçok ülke kendi yasal tanımını yapmış ve kendi yasa ve ceza kanunlarında belirlemiştir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi göre; "Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır"
Son günlerde bizi derinden etkileyen haberler; çocuk tacizleri...
Kelimeleri yazmak bu kadar zorsa, düşüncelerimiz ve empatimiz yarıda kesiliyorsa ve ruhumuz bu acıdan kaçıyorsa diyorum kendi kendime ya bunları yaşayanlar??? Kanım donuyor sanki, düşünemiyorum ...
Saçının teline zarar gelse dünyaları yaktığımız ; kıymetlilerimiz, masumlarımız, çocuklarımız, yarınlarımız onlar bizim.....Kimsenin hakkı yokken bir başkasının canını yakmaya nasıl kıyılıyor bunca masuma. Savaşın ortasında çocuk, katillerin ellerinde çocuk, tecavüzcünün, sapığın ellerinde çocuk..... Toplumsal bir sorun oldu çocuk. Oysa sorun biz yetişkinlerde. Çocuklar parkta oynamalı hatta sokaklar da ,uçurtmalar olmalı minik ellerde ve boyalar olmalı. Biz kirlettik bu dünyayı hem de en masum olanları...
Çocuk istismarı çocuğa bir yetişkin tarafından çocuğa fiziksel ya da psikolojik olarak kötü davranılmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şu şekilde tanımlar: "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir."
Fiziksel ve duygusal istismarlar,ihmaller, taciz, tecavüz, ensest ilişkiler çocuğun ruhsal dünyasında tamiri imkansız yaralar açmaktadır.
Bu istismar ve ihmal konusunda birçok ülke kendi yasal tanımını yapmış ve kendi yasa ve ceza kanunlarında belirlemiştir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi göre; "Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır"
Ancak unutmamalıyız ki
hiçbir ceza bu derin yarayı unutturamaz ve tamir edemez. Bu sebepten ötürü
istismarı önlemeye yönelik devlet yasal gücünü kullanmalı anne babalar ve
toplumda sağlıklı gelecekler adına bu konularda bilinçlenmelidir.
Araştırmalar çoğu bireyin çocuk istismarının sadece fiziksel olduğunu, eylemin
olması gerektiği şeklinde bilgiye sahip olduklarını gösteriyor.
Oysa ki;
Cinsel istismar dokunma
ile olabileceği gibi dokunma olmadan da yapılabileceğini bilmeliyiz.
Koruduğumuz sadece
çocuklarımız değil geleceğimiz yarınlarımızdır. Bu gün yaptığımız davranışları
rol model alan çocuklarımız yarın bunları bizde uygulayacağını da unutmamak
gerekir. Yaşanılabilinir bir dünya istiyorsak çocuklarımızı kalbimizle sevelim…
TÜİK tarafından
belirlenen 61 ilde 01.05.2008-18.08.2008 tarihleri arasında çocuk istismarı
konusunda yapılan bir araştırmada
Türkiye’de yaşayan 7-18
yaşlar arasındaki çocukların yüzde 56’sının fiziksel istismara, yüzde 49’unun
duygusal istismara, ve yüzde 10’unun cinsel istismara tanık olduğunu
görülmektedir http://www.unicef.org.tr/files/bilgimerkezi/doc/cocuk-istismari-raporu-tr.pdf
Çocuk istismarı, çocuğa
genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması nedeniyle tekrarı da fazla olmaktadır.Bu
sebeple gün ışığına çıkması zor ve tedavi edilmesi en zor olan travma olarak
nitelendirilmektedir.
Aile içi
şiddet,ebeveynlerin alkol ve madde kullanımı, sosyoekonomik durumun düşük
olması, üvey anne baba,aile içi psikotik sorunların varlığı istismar riskini
artırmaktadır.
Kaç Çeşit İstismar Vardır?
Fiziksel istismar : Çocuğun fiziksel zarar görmesiyle
ortaya çıkar. Eğer fiziksel istismar aile içinde oluyorsa genelde zarar gören
çocuk tıbbi yardıma geç başvurulur.İhbar ile gün ışığına çıkmaktadır ve eski
yaraların çokluğu ile bu durum anlaşılabilir.
Cinsel istismar: Çocukların cinsel yollarla istismar
edilmesidir. Ağır bir tablo ile karşımıza çıkar genelde intihar girişimi, evden
veya okuldan kaçma, asosyallik davranış bozuklukları en önemli belirtilerdir.
Duygusal istismar: Çocuk psikolojik olarak sözel yolla istismar edilmesi ile oluşur. Çocuğa hakaret
edilmesi, aşağılanması, küçümsenmesi, tehdit edilmesi, suçlanması,hiç yerine
konması, o yokmuş gibi davranılması, duygusal istismarlardan bazılarıdır.
Bilerek zarar verme: Anne ya da babanın çocuğa bilerek isteyerek zarar vermesidir.En zor
olanıdır. Çocuğun güvendiği bir anne baba yoktur.Yalnızlık duygusu yoğundur.
Çocuklarımızı Cinsel
İstismardan Korumanın Yolları Nelerdir?
Çocuklarımıza
bedenlerinin kendisine ait olduğunu öğretmeliyiz: Çocuğumuza bedeninin ona ait olduğunu ve o
istemediği sürece başkalarının kendisini öpmesine ve dokunmasına izin
vermeyebileceğini yaşına uygun şekilde söylemeliyiz. Kendimiz de çocuğumuz istemediğinde
onu öpmemeliyiz. Bu sayede bize hayır diyen çocuğumuza “Sen istemiyorsan seni
öpemem” algısını oluşturacağız. Bazen aile büyükleri,akraba arkadaşlarımız da
çocuklarımızı öpmekte ısrarcı olabilirler çocuklarımız hayır dediğinde
çocuklarımızı onaylayarak kendine güven duygusunu aşılamalıyız. Eğer ki “hadi
kızım hadi oğlum bu seferlik öpsün ne var ki” dersek çocuğunuz başkasının
kendisini her koşulda öpebileceğini ve bu durumda kararı veren kendisi
olmadığını benimseyerek bunu normal kabul edecektir ki bu bedeninin
kendisine ait olduğu algısına ters düşecektir Bu konularda kararlı olmalı bir
öyle bir böyle davranışlar içerisine girmemeliyiz.
Çocuklarımıza özel bölgelerini öğretmeliyiz: 3-7 yaş arası çocuklarımıza özel bölgelerini mayonun altında kalan bölgelerin özel bölgelerindir şeklinde öğretmeliyiz. Çocuk özel bölgelerine kimsenin dokunmaması gerektiğini öğrenmelidir.
Çocuklarımıza hayır demeyi öğretmeliyiz: Çocuklar kendisi istemiyorsa hiç kimsenin ona dokunamayacağını bilmelidir.İstemediği bir dokunmada hayır demesi gerektiğini öğretmeliyiz.
Çocuklarımıza özel bölgelerini öğretmeliyiz: 3-7 yaş arası çocuklarımıza özel bölgelerini mayonun altında kalan bölgelerin özel bölgelerindir şeklinde öğretmeliyiz. Çocuk özel bölgelerine kimsenin dokunmaması gerektiğini öğrenmelidir.
Çocuklarımıza hayır demeyi öğretmeliyiz: Çocuklar kendisi istemiyorsa hiç kimsenin ona dokunamayacağını bilmelidir.İstemediği bir dokunmada hayır demesi gerektiğini öğretmeliyiz.
Çocuklarımıza abartılı sevgi gösterisinden
kaçınmalıyız: Bazen çocuğunuzu öpmek istersiniz ama kocaman bir hayır cevabını alırsınız.
İşte bu durumda onu zorla öpmeyin bu durum çocuğun istemediği bir durumdur onu
çaresiz ve zayıf kılacaktır. Onun kendisi hakkında hükmü olmadığını büyüklerin
isteklerine boyun eğmek zorunda olduğunu sessiz bir mesajla vermiş oluruz. Bu
çocuğumuza farkında olmadan yapacağımız en büyük zarardır aslında. Bilinç
altına gönderdiğimiz sessiz mesajda “sen çocuksun büyüklerin isteklerine boyu
eğmelisin “ şeklinde olacaktır. Toplumumuzda çocukları daha 2-3 yaşında
sevmeye başlarken abartılı bir sevgi ya da cinsel organlarına dokunarak
sevmek alışkanlığı var ki bu çok yanlıştır. İster kız ister erkek olsun bu
kabul edilemez. Farkında olmadan çocuklara davranışlarımızla olumsuz mesajlar
vermekteyiz. Aşırı ve abartılı sevgi çocuğu çaresiz kılmaktadır.
Çocuğumuzun hayatına dahil olmalıyız: Çocuklarımızın hayatında neler olup bittiğini sosyal çevrede okulda
arkadaşları arasında nasıl bir hayatı olduğuna dair bilgi sahibi olmalıyız.Bunu
yaparken onu kontrol ettiğimiz düşüncesine kapılmamalıdır çocuk aksine onun
hayatında olduğumuzu onunda bizim hayatımızda olduğunu hissettirmeliyiz.
Çocuklarımıza bize güven duymasını
sağlamalıyız: Çocuklar gerçek sevgiyi hisseder.Onlar ilgiyi ve
sevgiyi gördükçe güvenli bağlanma olacaktır. İyi bir dinleyici olursak pek çok
tehlikeyi önceden fark edebiliriz.Onları yargılamadan sever ve bunu
hissettirirsek çocuklarımız her koşulda kendisini seveceğimizi bilecek başına
kötü bir olay geldiğinde, konuşmaması konusunda tehdit edildiklerinde bile bize
durumu anlatacaktır.
Çocuklarımıza dokunmaların iyi ve kötü
dokunmalar olabileceğini öğretmeliyiz: Çocuklarımıza
kendini iyi hissettiren onu üzmeyen dokunmanın güzel dokunma olduğunu, kendini
kötü hissediyorsan üzülüyorsan bu da kötü dokunmadır şeklinde öğretmeliyiz.
Çocuklarımıza cinsel içeriklere erişimde
kontrolü sağlamalıyız: Cinsel konular çocuğumuzun yaşına ve psikolojisine uygun şekilde ve
zamanında öğretilmeliyiz. Televizyon, internet kullanımını kontrollü olması
gerekiyor. Tablet, cep telefonu, tv, bilgisayar gibi araçların çocuğun
yatak odasında değil ortak kullanım alanında olmasını sağlamalıyız. TV ve
internette filtremeler yapmalıyız. Okuma yazma bilen çocuklarımızı sanal
ortamlardaki cinsel uyarılar, tehditlerden korumalıyız.
Sanal oyunlarla ve chat ortamlarında tanımadıkları
kişilerle tanışmalarının riski hakkında bilinçlendirmeliyiz. Bunu yaparken
çocuğumuzu korkutacak cümleler ve tavır içerisine girmemeliyiz.
Çocuklarımızı cinsel konuda
bilgilendirmeliyiz:Çocuklarımıza
yaşına uygun cinsel bilgileri vermeliyiz. Bu konuda uzman pedagoglardan yardım
isteyebilir bilgi alabiliriz. Yaşına uygun olmayan bilgiler çocukları
korkutabilir. Çocukların cinsellikle ilgili merakları fazla olacaktır. Ket
vurarak onları susturmamalıyız.Uygun kelimelerle meraklarını gidermeliyiz.
Çocuklarımıza istismarda tepki vermeyi ve
uzaklaşmayı öğretmeliyiz: Çocuklarımıza kendisine yapılmasını istemediğiniz
dokunuş ,öpme ,söz,ve eylem olduğunda tepki vermekten korkmaması gerektiğini,
bağırması gerektiğini ve mümkünse o ortamdan uzaklaşmasını ve güvendiği
bir yere ve ya kişiye ulaşması gerektiğini öğretmeliyiz.
Bu
konuda yazmaya devam edeceğim
Tekrar görüşünceye
kadar esen kalın.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






















