3 Eylül 2017 Pazar

EK GIDAYA GEÇİŞ 1.HAFTA

0 yorum
6. AY
1. HAFTA
Eğer bebeğiniz oturabiliyorsa bir mama sandalyesine oturtmanız sizin ve bebeğiniz için kolaylık sağlayacaktır.
Ek gıdaya geçerken bazı noktalara dikkat etmelisiniz. Bebeğiniz yeni tatlara alışma sürecinde bazen sizi zorlayabilir. Sevmediği tatlar var ise ısrarcı olmayın bir iki hafta sonra tekrar deneyebilirsiniz.
Yeni tatlara alıştırma sürecini bebeğinizi emzirmeden önce ve sakin olduğu zaman dilimlerinde yapmanız uygun olacaktır.
Ek gıdadan sonra bebeğinizi emzirin.
Yedirdiğiniz gıdaların organik olmasına ev yapımı olmasına önem gösterin. Hazır gıdalardan uzak durun.
Yaptığınız ek gıdalarda örneğin sebze çorbası yapacaksanız en fazla 2 sebze kullanmalısınız. Daha çok karıştırmak uygun değil.
Bebeğinize günlük menü ile beslemenizi tavsiye ederim.


ÖRNEK GÜNLÜK MENÜ

KAHVALTI: Anne sütü
ARA ÖĞÜN:  Anne sütü
ÖĞLE YEMEĞİ: Ek gıda ( sebze çorbası) ve sonrası Anne sütü
ARA ÖĞÜN: Anne sütü
AKŞAM YEMEĞİ: Anne sütü


1.GÜN :  Ek gıdadan 2 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
2.GÜN:  Ek gıdadan 4 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
3.GÜN: Ek gıdadan 6 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
4.GÜN: Ek gıdadan 6-7 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
5.GÜN: Ek gıdadan 7-8 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
6.GÜN: Ek gıdadan 8-9 tatlı kaşığı vermeniz yeterli
(içine bir tatlı kaşığı zeytinyağı eklemenizi öneririm)
7.GÜN: Ek gıdadan 9-10 tatlı kaşığı vermeniz yeterli olacaktır.

Bir hafta sürecinde bebeğinizi aynı çorbaya yedirerek midesini ve sindirim sistemini alıştırmış oldunuz. Bu hafta sürecinde çorbanızı günlük taze yapmanız uygun olacaktır.


   
Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...

31 Ağustos 2017 Perşembe

EK GIDAYA GEÇİŞTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

0 yorum
Bu makalemde bebeğinizin ek gıdaya geçişinde sizlere yardımcı olmaya çalışacağım. Bir sonraki makalemde hafta hafta ek gıdaya geçişi daha ayrıntılı anlatacağım. Ancak  bazı bilmemiz gerekenler var sırayla bunlardan bahsedelim.


  • 6. ayda ek gıdaya geçmeniz doğru bir zamandır. Ancak bu konuda çocuk doktorunuzun da onayını almanız gerekmektedir. Çünkü ek gıdaya geçişte bebeğin 6 aylık olması yeterli bir koşul değildir. Bebeğin bazı gelişimleri tamamlamış olması gerekmektedir. Bebeğin başını dik tutması, dik oturabilmesi, emme yutma reflekslerinin kuvvetli olması bunlardan birkaçıdır. 
  • Yeni besinleri bebek açken deneyin. Emzirdiğiniz bebeğiniz yeni bir besini tatmak için istekli olmayabilir.
  • Yeni besinleri verirken öğle öğününde verilmesi önemli.
  • Ek gıdaya teker teker başlanmalı bebek o tada alıştırılmadan başka bir tada geçilmemeli.
  • Ek  gıdaya azar azar bebeğinizin tolere edişine bağlı olarak yavaş miktarlarda artırılmalı.
  • Besinler kaşık ile verilmeli. Biberon kullanılmamalıdır.
  • Ek gıda verirken sabırlı olmalı acele ile beslememeli kusmaya neden olunabilir.
  • Ek gıda sonrası kusma ve ya ishal olup olmadığı izlenmelidir.
  • Ek gıdayı ret ediyorsa zorlanmamalı. Bir süre ara verilip birkaç gün sonra yeniden verilmeli.
  • Tüm ek gıdalar taze hazırlanmalı günlük olmalı. Bu sayede bekleyen gıdada oluşan mikroorganizmaların üremesi engellenmiş ve protein vitamin içeriği korunmuş olacaktır.
  • Tekli besinler ile başlanmalı tek meyve püresi, sade yoğurt gibi. Besinler karıştırmamalı.
  • Başlangıç olarak meyve ve sebzeleri tercih edin: elma sindirime yardımcı bir meyvedir. Elma , armut, şeftali, muz patates, havuç, kabak gibi sebze ve meyve püresi ve suyunu tercih edilmesi gerekmektedir. Yoğurt ,muhallebi ve yumurta sarısı verilir. 7.aydan sonra etli dolmalar, etli sebze yemekleri, köfte, makarna ve ekmek eklenebilir.
  • Bebeğinizin ek gıdaya geçişinde 3 GÜN KURALI vardır. Nedir bu 3 gün kuralı;
  • Her 3 satte bir su vermeyi deneyin. Artık anne sütü alım miktarının yerini birazda olsa ek gıdalar alacağı için su alımı artan bebeğinizin su gereksinimini önemsemelisiniz.
3 GÜN KURALI: Ek gıda verilen bebekte 3 gün beklenilir yani her gün farklı besin verilmez bu sayede bebeğinizde alerji geliştiğinde hangi besine karşı olduğunu bulmak kolaylaşır. Besinin tadını öğrenir. Yeni bir besine geçişte en az 3 gün beklemelisiniz.
  • Ek gıdada 1 yaşından önce tuz eklemenize gerek yoktur.Gıdaların içerisindeki tuz miktarı bebeğin alması gereken tuz miktarını karşılamaktadır. 
  • 2 yaşından önce bal verilmemelidir. 
  • Çay vermeyin 
  • İnek sütünü 1 yaşından önce vermeyin. Çünkü içeriğindeki proteinler alerjiye neden olabilmektedir. Ayrıca demir eksikliği anemisi dediğimiz kansızlığa neden olmaktadır
Bundan sonraki makalemde 8 haftalık bir yolculuğa çıkacağız. Bu yolculukta makalelerde göreceğiniz gibi bebeğinizin hafta hafta ek gıdaya geçişinde sizlere yardımcı olmaya çalışacağım.  Bebeğiniz için yapabileceğiniz çorba, püre ve organik ev yapımı yoğurt tarifimi de sizlerle paylaşacağım.

Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...

29 Ağustos 2017 Salı

AĞLAYAN BEBEĞİNİZİ NASIL SAKİNLEŞTİREBİLİRSİNİZ?

0 yorum
Bebeğinizin ağlamasının pek çok sebebi olabilir. Sağlık problemi yoksa yazmış olduğum öneriler işinize yarayabilir.
  • Öncelikle sizin sakin olmanız gerekiyor. Sizin sakin olmanız bebeğinizin de sakinleşmesini sağlayacaktır.
  • Kucağınıza aldığınız bebeğiniz sizin telaş eli halinizi anlayacaktır. Neden mi? Birincisi normalden fazla sayıda ve hızda atan kalbiniz ve normalin dışındaki ten sıcaklığınızı dokunsal olarak hisseden bebeğinizin sakinleşmediğini göreceksiniz. Özellikle yeni doğanların kalp ritmi anne kalbiyle tensel temasla sakinleşmektedir.
  • En son bebeğinizi ne zaman doyurduğunuzu ve en son ne zaman altını değiştirdiğinizi düşünün.
  • Altını yeni değiştirmiş olsanız bile kirletmiş olabileceği olasılığını da atlamayınız.
  • Bebeğinizin ateşi olup olmadığına bakın.
  • Bebeğinizi kucağınıza alın.
  • Bebeğinizi sakin bir şekilde öpün. Sevgiyi hisseden bebek kendini güvende hissedecektir.
  • Emzirebilirsiniz ya da emzik kullanıyorsanız emzik verebilirsiniz.
  • Gazı olup olmadığına bakın. Sert bir karın ve dokunmayla artan huzursuzluk gazın belirtilerindendir. Gazı varsa gazını mutlaka çıkartın. Daha önce yazmış olduğum makale Bebeğinize Gaz Masajı Yapılışı bakabilirsiniz.
  • Bebeğinize dokunun. Yanağını okşayın tensel temas için açık göğsünüze yatırabilirsiniz.
  • Ilık su ile yaptıracağınız banyo da bebeğinizi rahatlatacaktır.
  • Bebeğinize masaj yapabilirsiniz. Karnını ovabilirsiniz ya da yüz üstü yatırarak sırtını ovabilirsiniz.
  • Bebeğinizi sallamak, onunla dans etmek iyi gelebilir.
  • Onunla sakin bir ses tonu ile konuşun. Ninni söyleyebilirsiniz.
  • Ortamda gürültü varsa bebeğinizi sessiz bir mekana götürün.
  • Parlak ışık varsa ortamın loş hale getirilmesi de bebeğinizi rahatlatabilir.
  • Kundaklama ile bebeğinizi sakinleştirebilirsiniz. Bu anne karnındaki sarılı oluşunu hatırlatacaktır.
  • Bebek arabasıyla dışarı çıkarmak bebeğinizi rahatlatan diğer bir yöntemdir.
  • Kolik  bir bebeğiniz varsa süpürge ve saç kurutma makinesi sesleri bebeğin sakinleşmesini sağlayabilmektedir.
Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...

25 Ağustos 2017 Cuma

FOLİKASİTTEN ZENGİN GIDALAR NELERDİR?

2 yorum

Mercimek
: Yarım kase pişmiş mercimek yaklaşık olarak 180mcg folik asit içerir ve bu oran günlük olarak alınması gereken folik asit miktarının neredeyse yarısıdır.

Yeşil Yapraklı Sebzeler: Yeşil sebzeler arasında en fazla folik asit ıspanakta bulunmaktadır. 2 kase ıspanak yaklaşık 218mcg folat içerir. Karalahana, lahana başta olmak üzere yeşil yapraklı sebzeler folik asit kaynağı olarak görülebilir.
 Narenciye: Bir adet büyük boy portakal yaklaşık 55mcg folik asit içerir.
Taze sıkılmış 1 bardak portakal suyu ortalama 80mcg folat içerir.
Kuşkonmaz:Bir kase başına ortalama 79 mcg folik asit içermektedir.
 Barbunya: Pek çok farklı yemeği yapılabilen ve salatalarda da kullanabileceğiniz barbunyanın yarım kasesi 115 mcg folik asit içerir.

 Brokoli: 1 kase (4-5 adet) haşlanmış brokoli günlük folik asit ihtiyacının yaklaşık 1/4’ünü karşılamaya yeter.
 Ayçekirdeği: 1 avuç ayçekirdeği yaklaşık 82 mcg folat içerir. Yağ ve kalori bakımından da zengin olduğu için günde 1 avuçtan fazla yememeye özen gösterin.
 Domates Suyu: 1 bardak domates suyunda ortalama 50 mcg folat bulunmaktadır.
 Yumurta: 1 adet yumurta yaklaşık 25 mcg folat içerir. Ancak kolesterol bakımından da zengin olduğu için kolestolü olanlar dikkatli kullanmalıdır.

Ayrıca Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler(lahana marul) bira mayası, karaciğer, böbrek, zarı alınmamış tahıllar, ceviz,
badem, fındık, fıstık, ıspanak, yonca, mavi-yeşil yosun, maydanoz,fesleğen,kekik, nane, avokado, mango, nar, kivi, muz, patlıcan, bal kabağı, çay, soya fasülyesi, kurufasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunur



Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...

21 Ağustos 2017 Pazartesi

FOLİKASİT EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ

0 yorum
FolikAsit Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
·         Kansızlık (anemi)
·         Uyuşukluk
·         Deri mukaza solukluğu
·         Unutkanlık
·         Aşırı yorgunluk hissi
·         Baş dönmesi
·         Nefes darlığı
·         Ağız kenarında çatlaklar
·         Dilin ağrılı ve kırmızı ve pürtüklerin düz hale gelmesi


FolikAsit Vitamini Eksikliği Nasıl Teşhis Edilmektedir?
Anne adaylarına folikasit vitamini eksikliği teşhisinde kan tahlili yapılır. Kandaki folat ve B12 vitamini  düzeyi tespit edilir.


Folik asit alımına ne zaman başlamalı?
Bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için çok büyük öneme sahip olduğundan hamile kalmadan önce alınmaya başlanması gerekir.  Gebelikten en az gebelikten 3 ay öncesinden başlayarak, gebeliğin 3. ayının sonuna kadar günlük 400 mikrogram folik asit kullanılması önerilmektedir. Folik asit vücutta depolanmaz.Bu yüzden her gün alınması gereklidir.


Folikasit neden bu kadar önemli?
Bebekte  nöral tüp defektleri, döllenme sonrası 21 ve 27. günler arasında ortaya çıkmaktadır. Anne adayıçoğu kez hamile olduklarını fark etmeyebilirler.Bu sebeple hamile kalmadan 1-3 ay önce folik asit kullanmaya başlanması önemlidir.


Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...


18 Ağustos 2017 Cuma

FOLİK ASİT VE ÖNEMİ

0 yorum

Folik asit nedir?
B grubu vitaminlerinden suda çözünen bir vitamindir. Doğal besin maddelerinde içindeki haline folat denirken , ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formuna ise folik asit denilmektedir.


Folik asit niçin önemlidir?
  •  Hücre büyümesinde ve yenilenmesinde, DNA ve kan hücrelerinden alyuvar oluşumun, aminoasit metabolizması, kas yapılması için dışarıdan vücuda alınması gereken önemli bir vitamindir folik asit.
  • Bağışıklık sistemindeki rolü büyüktür.
  • Damar sertliği, kalp krizi riskini azaltır.
  • Bunama ve felç gibi birçok sağlık sorunlarının oluşmasını engellemektedir.
  • Ayrıca bebeklerin nöral gelişimindeki rolü oldukça önemlidir.
  • Bebeklerde; “Spina Bifida” (İkiye ayrılmış veya açık omurilik) gibi nöral tüp defektleri oluşmaması için mutlaka doktor gözetiminde kullanılmalıdır.
  • İleri derecede folik asit eksikliğnde bebekte  anensefali oluşur yani; bebeğin kafatası ve beyni gelişmez.
  • Sekelli dediğimiz sakat doğumu önleyicidir.
  • Ölü doğum riskini azaltır.
  • Hamilelik döneminde annenin folik asit ihtiyacı artar.
  • Sebebi anne karnında oluşan yeni canlının da bu vitamine ihtiyaç duymasıdır. Anne gıdalarla dengeli beslense de gereken folik asit ihtiyacını karşılamaya yetmeyecektir.
  • Gelişim aşamasındaki bebeğin beyin fonksiyonlarının gelişiminde folik asit büyük rol oynar. İlk gelişim süreci olan 3 ayda yani ilk trimester de bu vitaminin alınmaması, bebeklerde anomali doğumlara neden olabilir.  
  • Araştırmalar otizmin de hamilelikte anne adayının yeterli miktarda folik asit alması ile önlenebildiğini gösteriyor.
  • Normal bir birey için folik asit ihtiyacı 400 mcg’dır. 1 kase kuru baklagil yemeği ve 1 kase brokoli günlük gereksinimi karşılar. Hamileliğin ilk 8 haftasında folik asit ihtiyacı yaklaşık 600-800 mcg’a kadar çıkar. Yiyeceklerle bu miktarın karşılanması mümkün olmaz. Bu nedenle mutlaka folik asit tabletleri ile takviye edilmelidir.


Tekrar görüşünceye kadar esen kalın...



15 Ağustos 2017 Salı

BEBEĞİMİZİN KIYAFETİNİ NASIL YIKAMALIYIZ ?

0 yorum

Yenidoğanınızın cildi oldukça hassastır. Bizlerin cilt ph değeri 5.5 civarı iken bebeklerimizin cilt ph değeri 6.8 civarıdır. Yani bebeklerimizin teni henüz mikroorganizmalarla savaşacak yetkinliğe sahip değildir

Bu sebeple aldığınız tüm kıyafetleri bebeğiniz doğmadan giysilerin üzerindeki öneri kısmına uygun olarak yıkamalısınız, etiketlerini çıkarmalısınız.

 Üretim bandında, paketlemelerde, depolardan, satış pazarından evimize kadara gelen kıyafetler pek çok ortamdan geçerek mikroorganizmalar ile temas etmektedir. Ayrıca pek çok bebek kıyafeti renklendirme aşamasında kimyasallara temas ettiğini de hatırlatmak isterim.

  • Bebeklerimizin kıyafetini 1 yaşına gelene kadar erişkinlerin kıyafetlerinden ayrı yıkamak oldukça önemlidir. 
  • Kimyasalı az olan deterjanlar bebeğiniz için uygundur.
  • Kıyafetleri mikroplardan arındırmak isterken çamaşır suyu kullanmak doğru bir uygulama olmayacak bebeğinizin cildinin tahriş olmasına sebebiyet verecektir.
  • Kokulu deterjan ve yumuşatıcıların alerji ve tahriş yapma olasılığı daha yüksektir.
  • Durulamanın iyi olması oldukça önemlidir; ekstra bir durulamayı programa dahil edebilirsiniz.

  • Bebekler için özel deterjanlar ve yumuşatıcılar kullanalabilirsiniz. 
  • Kurutma için en sağlıklısı açık hava ve güneşte kurutmaktır.
  • Kendimiz için yaptığımız uygulamalar olan radyatörde kurutmak, ev içinde kurutmak, kurutma makinesiyle kurutmak bebeklerimiz için uygun değildir.
  • Ve mutlaka bebeğimizin kıyafetlerini dikiş yerlerini de özenle ütülemeniz hijyen açısından önemli olduğunu unutmayalım.
  • Ütü yaparken yüksek oranda buhar yaparsanız kıyafet nemlenerek ve iyi kurumadan dolaba yerleştirilirse mikroplar için zemin oluşmuş olacaktır.

Tekrar görüşünceye kadar esen kalın…



 

Bebeğinizin Bakımına ve Sağlığına Dair Herşey Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır Besikliev.Com